Mustafa UÇURUM

Mustafa Ergin Kılıç, şiirine aşina olduğum bir şair. Şiire olan bağlılığı ve şiirine yeni renkler katma çabası onun şiirini daima canlı tutuyor. Sadece şiir yazan bir şair değil Kılıç. Şiir üzerine kafa yoran bir şair. Poetik metinlerinin kendi şiirini besleyen bir yanı da var. Bunu yeni şiirlerinde açıkça ortaya koyuyor.

Mustafa Ergin Kılıç’ın Güzelleşiir adlı kitabı, Pikaresk Yayınevi tarafından 2025 yılında yayımlanan, şairin on birinci şiir kitabı olarak okurla buluştu. Kılıç’ın şiir serüveninde hem bir devamlılık hem de yenilikçi bir dönüşüm yaşandığını gözler önüne seren şiirlerle karşı karşıyayız. Şairin Lâlfabe (2006), Sardunya (2012), Ayza (2020) gibi kitaplarında izlerini gördüğümüz doğa, insan, aşk ve varoluş temaları, Güzelleşiir ile daha yoğun bir imge dünyası ve katmanlı bir poetik yapı üzerinden yeniden işleniyor.

Güzelleşiir, “çın” ve “kıs(s)alar” başlıklı bir saat dizisinden oluşan iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde, “görke”, “kurş”, “çuh”, “şerç” gibi tek kelimelik başlıklarla sunulan şiirler, adeta bir sözcük ormanında gezintiye davet ediyor okuru. Bu tek kelimelik başlıklar, şairin minimal ama yoğun bir dil arayışını yansıtıyor. Her bir şiir, kendi içinde bir yeni ve özgün bir dünya oluştururken, bütüncül olarak kitabın ana teması olan “güzelleşme”yi farklı açılardan ele alıyor. İkinci bölümde yer alan “kıs(s)alar” ise, saat 01.00’den 24.00’e kadar her saati bir şiirle temsil eden bir döngü sunuyor. Bu bölüm, zamanın akışına paralel olarak insan ruhunun iniş çıkışlarını, anlık duyguları ve hayatın kırılganlığını incelikle işliyor.

Kılıç’ın şiirinde doğa, insan ve aşk, birbirine sıkı sıkıya bağlı unsurlar olarak öne çıkıyor. “görke” adlı şiirde, “obua / çalmayı öğrenmek / gibi seni sevmek” dizeleri, aşkı bir enstrümanın öğrenilme sürecine benzeterek, hem zorlu hem de zarif bir yolculuğu ifade ediyor. Doğa imgeleri, özellikle “çuh”, “şerç” ve “duma” gibi şiirlerde, adeta bir karakter olarak beliriyor. Çuha çiçeği, geyikler, serçeler ve ırmaklar, şairin doğayla kurduğu derin bağı ve bu bağın insan ruhuna yansımasını simgeliyor. “çuh” şiirinde, “bir çuha çiçeği dadandı / yağmur suyu getiriyor / kaç gecedir / tam şurama dayandı” dizeleri, doğanın insan üzerindeki teselli edici ve iyileştirici etkisini vurguluyor.

Şairin dili, yer yer yalın ve doğrudan, yer yer ise yoğun imgelerle bezeli. “kurş” şiirinde, “tünel açtığımı / bir kurşunla / bir kuşunla / dağları kavuşturduğumu” dizeleri, aşkın hem yıkıcı hem de birleştirici gücünü çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu imgeler, Kılıç’ın şiirinde sıkça görülen deniden doğuşu yansıtıyor. “kıs(s)alar” bölümünde ise, zamanın geçişiyle birlikte insan hayatındaki anlık kesitler, kısa ama vurucu dizelerle aktarılıyor. “saat 03.00” şiirinde, “herkes bıraktı / anne / herkes bıraktı / bir tek / sen bırakmadın / elimi” dizeleri, anne figürü üzerinden insan ilişkilerindeki sadakati ve vefayı dokunaklı bir şekilde işliyor.

Kitabın dili, yer yer konuşma diline yaklaşırken, yer yer de yoğun bir lirizmle okuru sarmalıyor. Kılıç, sözcüklerin ses değerine ve ritmine özel bir önem veriyor. “foku” şiirindeki “filiz filize / kaynar / dehliz / dehlize” dizeleri, kelimelerin fonetik uyumu üzerinden bir ahenk yaratırken, aynı zamanda anlam katmanlarını derinleştiriyor. Bu ritmik yapı, şiirlerin okunurken bir müzik gibi akmasını sağlıyor.

Güzelleşiir, Mustafa Ergin Kılıç’ın şiir yolculuğunda önemli bir durak. Kitap, doğanın, aşkın ve insan ruhunun karmaşık dokusunu ustalıkla işlerken, şiirin güzelleştirici gücüne vurgu yapıyor. Şair, sıradan olanı büyülü bir hale getirerek, okuru hem kendi iç dünyasına hem de evrenin genişliğine davet ediyor. “kıs(s)alar” bölümü, zamanın akışını şiirsel bir güncesine dönüştürerek, hayatın geçiciliğini ve anın değerini hatırlatıyor.

Güzelleşiir, Mustafa Ergin Kılıç’ın poetik olgunluğunun bir yansıması. Hem geleneksel hem de modern unsurları birleştiren bu eser, şiir severlere doğanın, aşkın ve insanlığın kesişim noktasında derin bir okuma deneyimi vadediyor.

Mustafa Ergin Kılıç – Güzelleşiir- Pikaresk Yayınevi- 2025

Yazıyı Paylaş:

By Mustafa Uçurum

Tokat doğumlu. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Adapazarı’nda; üniversiteyi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Arkadaşlarıyla Martı dergisini ve Yitik Düşler Edebiyat dergisini, daha sonra Tokat merkezli Polemik dergisini çıkarttı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir