Mustafa UÇURUM

İbrahim Yolalan ile tanışıklığımız çok eskilere dayanıyor. Tabi ki bu gıyabi bir tanışıklıktı. Dergilerin vesile olduğu, görünmeyen ama çok sağlam bir direnci olan tanışıklıklardır bunlar benim için. Şiirlerine aşina olduğum ve aynı dergilerde bulunmaktan mutluluk duyduğum isimlerdendir Yolalan. Gıyabi tanışıklığımızı vicahiye çevirdiğimizde gördük ki sadece şiirlerimiz değil dostlarımız da ortakmış.

İbrahim Yolalan’ın Köroğlu Geçmiyor mu Buralardan kitabı, Dergâh Yayınları tarafından yayımlandı. Onun şiiri ile hasbıhal etmeye başlayınca Türk edebiyatında modern şiirin geleneğe yaslanan damarını güçlü bir şekilde temsil eden bir şairle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Yolalan, bu kitabında, toprağın, insanın ve kelimenin sınırlarında gezinen bir şair olarak, hem bireysel hem de kolektif hafızanın izlerini sürüyor. Şiirleri, Anadolu’nun kadim seslerini çağdaş bir duyarlılıkla buluştururken, insanın yüzyıllık sancılarını, toplumsal çelişkilerini ve doğayla olan bağını ustalıkla işliyor. Kitap, adını taşıdığı Köroğlu imgesinden başlayarak, bir destansı arayışın, yitip giden bir yiğitliğin ve modern çağın karmaşasında kaybolan bir ruhun izdüşümünü sunuyor.

1969 yılında Nevşehir’de doğan Yolalan, öğretmenlik mesleğinin getirdiği gözlem gücü ve insan hikâyelerine yakınlık ile şiirini inşa ediyor. Daha önce Göç Defteri (2016) ve Teslim (2020) gibi kitapları bulunan şair, bu kitabında da Dergâh, Hece, Aşkar, Sadeimge ve Kayıp Kayıt dergilerinde yayımlanmış şiirlerini bir araya getirmiş. Yolalan’ın şiiri, Anadolu’nun taşrasından beslenen, ancak evrensel bir ses arayışına yönelen bir çizgide ilerliyor. Onun dizelerinde, toprağın kokusu, terin ağırlığı ve türkülerin yankısı birbiriyle iç içe geçiyor.

Köroğlu Geçmiyor mu Buralardan, 26 şiirden oluşan bir seçki. Her bir şiir, kendi içinde bir hikâye anlatırken, bütün olarak da birbiriyle konuşan, yankılanan bir dünya kuruyor. Kitabın adı, Köroğlu’nun destansı figüründen ilham alıyor; ancak bu Köroğlu, epik bir kahramandan ziyade, modern çağda kaybolmuş bir ruhun, bir arayışın sembolü. Şair, “Köroğlu geçmiyor mu buralardan” diye sorarken, hem bir özlemi hem de bir yitimi dillendiriyor. Bu soru, kitabın ruhunu da özetliyor: Gelenekle modernlik arasında, toprakla şehir arasında, insanla kelime arasında bir eşikte duruş.

Yolalan’ın şiiri, imgelerin yoğunluğu ve ritmin akıcılığıyla dikkat çekiyor. Dil, kimi zaman türkülerin yalınlığına yaklaşırken, kimi zaman modern şiirin keskin ve katmanlı yapısına göndermeler yapıyor. “ter izi” şiirinde, “hubyar semahında / kasketin içinde bir saç” dizesiyle başlayan imge, hem bireysel bir izi hem de kolektif bir ritüeli çağrıştırıyor. Şair, terin, saçın ve kasketin sade ama güçlü imgeleriyle, insanın alın teriyle yoğrulmuş bir yazgıyı resmediyor. Bu imgeler, Anadolu’nun köy meydanlarından, semahların dönen figürlerinden modern şehirlerin kaotik boşluğuna uzanan bir köprü kuruyor.

Şiirlerdeki ritm, adeta bir türkünün ezgisini andırıyor. “yurttan sesler / solo solo” gibi şiirler, hem folklorik bir yankıyı hem de bireysel bir iç döküşü barındırıyor. Yolalan, “gök kararıyor / biraz dursam” gibi tekrarlarla, hem bir içsel duraklamayı hem de doğanın döngüsel ritmini yakalıyor. Bu ritm, okuyucuyu şiirin içine çekerken, aynı zamanda bir meditasyon havası oluşturuyor. Şairin kelimeleri, bazen bir ney sesi gibi sakin, bazen bir davul – zurna gibi coşkulu.

Kitabın temel izlekleri arasında toprak, insan ve yitip giden değerler öne çıkıyor. Yolalan, Anadolu’nun taşrasını, köyünü, toprağını bir fon olarak değil, şiirin asli unsuru olarak kullanıyor. “mavi” şiirinde, “tanrı mavide gizliymiş” dizesiyle, doğanın ve ilahi olanın birleştiği bir anlam arayışına işaret ediyor. Bu mavi, hem gökyüzünün hem denizin hem de insanın ruhundaki sonsuzluğun rengi.

Düşman, dost, aşk, yalnızlık ve ölüm gibi evrensel temalar, Yolalan’ın şiirinde yerel bir bağlamda yeniden yorumlanıyor. “düşman” şiirinde, “düşman kime güvenir / dağlardan çıkarken” dizesiyle, düşmanın sadece bir insan değil, aynı zamanda içsel bir çatışma, bir toplumsal yozlaşma ya da bir kayıp olabileceği hissettiriliyor. Şair, düşmanı soyut bir kavram olarak ele alırken, onu “yaprak yaprak ile ölçülür” gibi imgelerle somutlaştırıyor.

Modern çağın çelişkileri de Yolalan’ın şiirinde sıkça yer buluyor. “orhantepebas@gmail.com” gibi şiirler, teknolojinin ve şehir yaşamının insan ruhunda açtığı boşlukları ironik bir dille sorguluyor. “şiir mi / mayasını bozmakla meşgulüz / biz burada onun” dizeleri, çağdaş insanın şiirle, gelenekle ve kendi özüyle olan kopukluğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın adı, Köroğlu’nun destansı figürüne bir selam niteliğinde. Ancak Yolalan, Köroğlu’nu romantik bir kahraman olarak değil, modern çağda yitip giden bir değerin, bir direncin sembolü olarak işliyor. “hayvanlar terliyor zahit” şiirinde, “telaş ile uyanıp / kılıcını kavrayan Köroğlu’na bakıyordu” dizeleri, bu arayışın ve direncin hâlâ bir yerlerde yaşadığını, ancak modern dünyanın gürültüsünde kaybolduğunu hissettiriyor.

Yolalan’ın şiiri, gelenekle modernlik arasında bir köprü kurarken, ne geleneği körü körüne yüceltiyor ne de modernliği tamamen reddediyor. Onun şiirinde, gelenek, bir nostalji unsuru olmaktan çok, insanın kökleriyle bağ kurmasının bir yolu. Modernlik ise hem bir imkân hem de bir tehdit olarak ele alınıyor. “kortej” şiirinde, “sütre alayı / bunların / çoğu denizden azı dağlardan geldi” dizeleri, bu ikiliği güçlü bir şekilde yansıtıyor. Şair, şehirle köy, denizle dağ, eskiyle yeni arasında bir gerilim yaratıyor ve bu gerilim, şiirin ruhunu besliyor.

Köroğlu Geçmiyor mu Buralardan, İbrahim Yolalan’ın poetik yolculuğunda önemli bir durak. Kitap, hem bireysel hem de toplumsal bir eşikte duran şiirleriyle, okuyucuyu kendi iç yolculuğuna davet ediyor. Yolalan, kelimelerin gücüyle, toprağın kokusunu, terin ağırlığını ve tufanın yankısını hissettiriyor. Onun şiiri, ne sadece bir türkü ne de sadece bir modern manifesto; ikisinin arasında, insanın özünü arayan bir ses.

Bu kitap, Türk şiirinde geleneğin ve modernliğin kesişim noktasında duran, okuyucusunu hem düşündüren hem de hissettiren bir eser. Yolalan’ın dizeleri, Köroğlu’nun atının nal seslerini, Anadolu’nun rüzgârını ve insanın bitmeyen arayışını taşıyor. “Gök kararıyor / biraz dursam” derken, şair, hepimize bir an durup kendi eşiklerimizde düşünmeyi öneriyor.

İbrahim Yolalan – Köroğlu Geçmiyor mu Buralardan – Dergâh Yayınları -2022

Yazıyı Paylaş:

By Mustafa Uçurum

Tokat doğumlu. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Adapazarı’nda; üniversiteyi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Arkadaşlarıyla Martı dergisini ve Yitik Düşler Edebiyat dergisini, daha sonra Tokat merkezli Polemik dergisini çıkarttı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir