Mustafa UÇURUM
Bir genç çıktı; sesi sade, yüreği dopdolu, gözleri Kâbe’nin huzuruna dalmış gibi… “Kâbe’de hacılar hu der Allah” diye bir nağme yükseldi sosyal medyadan, önce birkaç telefon ekranında, sonra bütün Türkiye’nin dilinde, kalbinde, ruhunda…
O ilahi bir anda patladı; sanki yıllardır içimizde bekleyen bir özlem, bir hasret birdenbire taştı. Çarşıda pazarda esnafın tezgâh başında mırıldandığı, minibüste yolcuların usulca eşlik ettiği, kahvehanede çay karıştırılırken ritim tuttuğu o ezgi… Artık sadece bir ilahi değil; bir sevinç çığlığı, bir uyanış melodisi oldu bu ses.
Okullarda teneffüs zili çaldığında koridorlar birden “Hu der Allah” diye inlemeye başladı. Çocuklar, gençler, hatta öğretmenler hep bir ağızdan… Sınıfların camları titredi, duvarlar Allah’ın ismiyle doldu. Anasınıfından liseye kadar eskiden pop şarkılarla, bomboş nakaratlarla dolu olan kulaklar şimdi ilahiyle yıkanıyor. Maşallah dedirten bir manzara artık her yerde. Sırt çantalı çocuklar, gönüllerinde zikir, okul bahçesinde bir ağızdan aynı ilahiyi söylüyorlar.
Stadyumlarda maç öncesi marş yerine “Kâbe’de hacılar” yükseliyor; taraftar grupları, rakip takımların tezahüratını bastıran bir huu sesiyle coşuyor. Sokaklarda yürüyen gençler, kulaklıklarını çıkarıp hoparlörden açıyor, yanlarından geçenler ister istemez eşlik ediyor. Ramazan’ın o mübarek havası, daha oruç başlamadan şehirlere sindi; iftar öncesi market raflarında hurma değil, bu ilahi vardı sanki herkesin sepetinde.
Bu coşku sıradan bir trend değil. Bu, kalplerin yeniden hizaya geldiği bir an. Yıllardır anlamsız nakaratlarla büyüyen nesiller, birdenbire “Hu der Allah” demenin lezzetini tadıyor şimdi. Bir gencin samimi sesi, milyonların diline pelesenk oldu; o ses, pas tutmuş kalpleri ovdu, kirli kulakları temizledi, uzaklaşmış ruhları Kâbe’ye yaklaştırdı.
Ramazan bu yıl başka geldi. Sokak lambaları teravih sonrası yanarken, çocuklar evlerine dönerken hâlâ mırıldanıyor: “Kâbe’de hacılar hu der Allah…” Mahalle camilerinde saf tutulurken, gençlerin sesi imamın tekbirini bile gölgede bırakacak kadar güçlü çıkıyor bazen.
Bu bir akım değil; bu bir şifa. Bu bir viral video değil; bu bir manevi diriliş. Bir gencin çıkıp söylediği o ilahi, Türkiye’yi baştan aşağı bir zikir halkasına sardı. Çarşıda, okulda, stadda, evde, yolda… Her yer Kâbe kokuyor şimdi. Her nefes hu diyor.
Okullarda yaşanan ramazan coşkusu da eklenince bu sese daha bir coştu yürekler. Huzur iklimi ne demek tam olarak yaşıyoruz bir millet olarak.
Herkes mutlu mu, elbette değil. Tüm bunları hazmedemeyenler elbette var. Onlara en rahat hazım için iftardan sonra soda içmelerini tavsiye etmek gerek ama bu huzur ikliminden rahatsız olanların iftar bereketinin kapılarına uğrama ihtimalini de çok düşük görüyorum.
Ey bu coşkuyu yaşayanlar! Bu Ramazan’ı ilahilerle, hu sesleriyle, gözyaşlarıyla dolu dolu yaşayın. Çünkü bir genç çıktı ve bize unuttuğumuzu hatırlattı: Allah’ın ismi her yerde, her dilde, her kalpte en güzel nağmedir.
Kâbe’de hacılar hu der Allah… Ve bu ses, inşallah hiç susmayacak.