Mustafa UÇURUM
Kemal Sayar’ın 2020 yılında Loras Yayınları tarafından yayımlanan Gelin Cadı Yakalım adlı şiir kitabı, derin imgeler ve güçlü bir dil ile okuyucuyu şiirsel bir yolculuğa davet eden bir kitap. 2000 doğumlu genç bir şair olan Sayar, Mahalle Mektebi dergisi merkezli sürdürdüğü edebi yolculuğunda, bu ilk kitabıyla modern dünyanın kaotik ruhunu, bireysel ve toplumsal çelişkileri, tarihsel ve mistik referanslarla işliyor. Şiirleri edebiyat dergilerinde yer almış olan Sayar, Gelin Cadı Yakalım ile hem bireysel hem de kolektif bir isyanın, sorgulamanın ve arayışın sesini yükseltiyor.
Gelin Cadı Yakalım, 20 şiirden oluşan bir seçki sunuyor. Kitap, “Diskur, “Beni Bu Hasletten Al” ve “Taraf” bölümlerinden oluşuyor. Kitaptaki her bir şiir, modern insanın içsel ve dışsal çatışmalarını, tarihsel yükleri ve varoluşsal sorgulamaları farklı bir açıdan ele alıyor. Sayar’ın şiirleri, yoğun imgelerle, keskin metaforlarla ve katmanlı bir anlatımla dikkat çekiyor. Kitabın başlık şiiri “Gelin Cadı Yakalım”, toplumsal tabulara, önyargılara ve kolektif suçlara bir gönderme yaparken, diğer şiirler de bireyin yalnızlığı, modern dünyanın acımasızlığı, tarihsel travmalar ve mitolojik imgeler arasında geziniyor.
“cadılara gidiyorum, boynuzları resifler kadar keskin
hayranım kimyalarına, adeta bir gövde gösterisi
bozuntuya vermiyorum, millileşiyor tifüs ve dizanteri
adımı anons geçiyorlar, ateşi yakmam gerekiyor
son kozumu oynuyorum, bir deniz sunuyorum sofralarına” (s.56)
Kitabın ithafı, “Babama, anneme ve vakti geldiğinde gölgelerin güzelliği ile meyvelerin olgunluğuna aldanmayan herkese…” sözleriyle, hem kişisel hem de evrensel bir bağ kuruyor. Bu ithaf, Sayar’ın şiirlerinin özünde yatan samimiyeti ve insanlığa hitap etme arzusunu yansıtıyor. Şiirler, bireysel bir iç hesaplaşmadan çok daha geniş bir çerçevede, insanlığın ortak meselelerine uzanıyor.
Sayar’ın şiirleri, modern dünyanın kaosunu, tüketim toplumunun yozlaşmasını, savaşların ve tarihsel travmaların izlerini, bireyin çaresizliğini ve direnişini ele alıyor.
Sayar, kapitalizm, tüketim kültürü ve bürokrasinin insan ruhunu ezdiği bir dünyayı keskin bir şekilde sorguluyor. “Vejetaryen Bir Faşist İle Akşam Yemeği” adlı şiirde, modern toplumun ikiyüzlülüğü ve otoriter yapılar alaycı bir dille ele alınıyor: “konforum bozuldu, enflasyon tavan yaptı fütursuzca / böyle bir karşılama hayal etmemiştim ama karşımdasın.” (s.28) Bu dizeler, bireyin konfor alanının sahteliğini ve sistemin dayattığı yapay ilişkileri vurguluyor.
Sayar, şiirlerinde tarihsel olaylara, mitolojik figürlere ve dini imgelere sıkça başvuruyor. “Aramcoya Petrol Satan Adamlar” gibi şiirlerde, emperyalizm, savaş ve çıkar ilişkileri ele alınırken, “Kabartma Zambak”ta Şemseddin karakteri üzerinden savaşın birey üzerindeki yıkıcı etkisi ve direniş ruhu işleniyor. “Sina” ve “Golgota” gibi imgeler, hem dini hem de tarihsel bir bağlam sunarak şiirlere evrensel bir boyut katıyor.
Şiirlerde sıkça rastlanan bir duygu, bireyin modern dünyadaki yalnızlığı ve çaresizliği. “Lakrimosa”da “sessizce ölmenin bir mahsuru yok / kestirmeyi bildiğinde yürümek ilginçleşir” (s.15) dizeleri, bireyin sessiz bir kabullenişle hayatta kalma çabasına işaret ediyor. Ancak bu çaresizlik, çoğu zaman bir isyana dönüşüyor: “Çöldeki Hafıza”da “Sina’da, çivili ayakkabılarımla / devinmeden o kirişsiz ızgarada / bir sarnıç ve gravür arıyorum” (s.58) dizeleri, bireyin anlam arayışını ve direncini yansıtıyor.
Sayar’ın şiirlerinde doğa, hem bir sığınak hem de yıkımın sahnesi olarak yer buluyor. “Sakura” şiirinde, doğanın güzelliği ve kırılganlığı, insanlığın kavgalarıyla kontrast oluşturuyor: “ağlıyorsun, sesin dağları bastırıyor / dolambaçlı bir mevsimsin sen.” (s.44) Bu dizeler, doğanın hem bir kurtarıcı hem de insanın yıkıcılığına tanıklık eden bir varlık olduğunu vurguluyor.
Kemal Sayar’ın dili, yoğun, katmanlı ve imgelerle dolu. Modern Türk şiirinde görülen minimalist yaklaşımlardan farklı olarak, Sayar’ın şiirleri adeta bir sözcük seli gibi akıyor. Metaforlar, alegoriler ve tarihsel göndermeler, okuyucuyu derin bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Şiirlerdeki dil, hem lirik hem de sert; hem içe dönük bir tefekkürü hem de dışa dönük bir isyanı barındırıyor. “Otopsi Bekleyen Gül” şiirinde “suçlusun yani senin sığacağın bir kundak yok / zaten nehirden geçerken de ruhsat soruyorlar” (s.41) dizeleri, bireyin sistem karşısında kimliksizleşmesini ve suçluluk duygusunu çarpıcı bir şekilde ifade ediyor.
Sayar’ın üslubu, yer yer alaycı ve ironik, yer yer de derin bir melankoliyle yoğrulmuş. “Gelin Cadı Yakalım” şiirinde “cadıları yaktım, inci ve mercanı çaldım sandıklardan / çamurdan bir kule yaptım, bir mahcubiyet bıraktım dualara” (s.57) dizeleri, hem toplumsal önyargılara bir eleştiri getiriyor hem de bireyin bu kaosta kendi yolunu bulma çabasını yansıtıyor.
Gelin Cadı Yakalım, genç bir şairin ilk kitabı olmasına rağmen olgun bir ses taşıyor. Sayar, küresel ve yerel meseleleri harmanlayarak, bireysel bir duyarlılığı evrensel bir sorgulamayla birleştiriyor. Şiirlerdeki imgelerin yoğunluğu ve dilin akıcılığı, okuyucuyu bazen zorlayan ama bir o kadar da içine çeken bir atmosfer oluşturuyor.
Sayar’ın şiirleri, sadece estetik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda okuyucuyu tarih, toplum ve birey üzerine düşünmeye davet ediyor. Kitabın adı, toplumsal linç kültürünü ve masumiyetin yok edilişini sembolize ederken, şiirler bu temayı farklı açılardan işleyerek okuyucuya çok katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor.
Kemal Sayar’ın Gelin Cadı Yakalım’ı, modern dünyanın karmaşasını, bireyin yalnızlığını ve toplumsal adaletsizlikleri sorgulayan güçlü bir şiir kitabı. Sayar, zengin bir imge dünyası ve derin bir entelektüel birikimle, çağdaş Türk şiirine önemli bir katkı sunuyor. Kitap, hem edebi derinliği hem de toplumsal duyarlılığıyla, okuru rahatsız eden, düşündüren ve dönüştüren bir dinamiği de içinde taşıyor.
Gelin Cadı Yakalım, okuru alışılmış şiir deneyiminin dışına alan, hayal kırıklığı ve isyanın metaforlarıyla örülü bir ses. Sayar’ın cesur imgeleri ve toplumsal eleştirisi, kitabı yalnızca bir şiir derlemesi olmaktan çıkarıp çağın ruhuna ayna tutan bir eser haline getiriyor. Zorlu dili ve kapalı anlatımı şiir evreninin derinliklerinde kaybolmak isteyenler için eşsiz bir yolculuk sunuyor.
Kemal S. Sayar – Gelin Cadı Yakalım – Loras Yayınları- 2020