Mustafa UÇURUM
Yazdığı ilk yazılarından bu yana neredeyse tüm cümlelerine aşina olduğum bir isim Ezgi Elçin Oynak. Yazmaya ve okumaya sevdalı, tarihine ve İstanbul’una aşık bir genç yürek o. Bugüne kadar yazma yolculuğunda rehberlik ettiğim en vefalı isim. Ben onun dünyaya ve edebiyata bakışını çok kıymetli buluyorum. Kurduğu cümleler içinin samimiyetini dışına birebir yansıtıyor desem yeridir.
Ezgi Elçin, ikinci kitabı Kuşkulu Biçimde Mutlu ile edebiyat yolculuğuna devam ediyor. Yaşadığı gibi yazarak yapıyor bunu; içinden geldiği gibi öylesine içten ve sıcak. Kitabın ön sözünde bu metinleri neden bir araya getirdiğini çok doğal ve içten bir şekilde açıklıyor; yıllardır tutkuyla yazdığı, edebiyat dergilerinde yayımlanan yazılarını okuyucularıyla paylaşmak istiyor. Özellikle bana dair kurduğu cümleler onun vefaya ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Ben de bu içtenliği için ona yürekten teşekkür gönderiyorum.
“Yazılarım arasında yazar Mustafa Uçurum’un bazı kitaplarını yorumladığım yazılarım var. Hepsini sizinle paylaşmak istedim. Neden o derseniz, o günümüzde örnek alınacak bir yazar. Ayrıca “gerçek” bir ünü olan bir yazardır. Yazı hayatıma olan katkılarından dolayı ilk kitabımda olduğu gibi bu kitabımda da ona teşekkür etmek istiyorum.”
Ezgi Elçin bir yandan kendi yolculuğunu anlatırken bir yandan da okuru İstanbul’un tarihi dokusuna, kedilere, kitaplara, tiyatroya ve “kuşkulu” bir mutluluğun peşine davet ediyor.
Kitap, birbirinden farklı temalarda yazılmış metinlerden oluşuyor. Bunların ortak noktası ise yazarın duygu yoğunluğu yüksek, gözlemci ve yer yer nostaljik üslubu.
İstanbul tutkusu kitap boyunca en baskın damar. Fatih, Sultanahmet, Ayasofya, Yıldız Sarayı, Canım İstanbul başlıklı yazılarda İstanbul adeta canlı bir varlık gibi anlatılıyor. Ezgi Elçin, taşlarında tarih yürüyen bu şehri öyle içten seviyor ki okurken insanın kendi çocukluğunda ya da gençliğinde İstanbul’a duyduğu hayranlığı yeniden hatırlaması çok olası. “İstanbul’un kalbi ise bana göre Sultanahmet Meydanı’dır. Çünkü birçok medeniyetin filizlendiği yerdir. Beni adeta büyüler.” (s. 59)
Kediler ve sevgi üzerine yazılmış metin (Mavi ile İnci) kitabın en sıcak, en naif bölümlerinden biri. İki kedinin tanışma süreci üzerinden dostluk, kıskançlık, alışma ve koşulsuz sevgi anlatılıyor. Ezgi Elçin’i yakından tanıyanlar onun bu yazıyı ne kadar samimiyetle kaleme aldığını çok iyi anlayacaklar.
Kitaplar, yazarlar ve okuma üzerine yazılar ise kitapta Ezgi Elçin’in edebiyat aşkını en yoğun şekilde gösterdiği yerler. Benim kitaplarıma dair yazılar, incelemeler, Necip Fazıl’ın Ahşap Konak’ı, Albert Camus’nün Veba’sı, Abbas Sayar’ın Yılkı Atı gibi eserler üzerinden hem eleştirel hem de hayranlıkla dolu bakışlar var.
Kitaba ismini veren yazısı “Kuşkulu Biçimde Mutlu” ise duygusal olarak zirve noktası denecek bir hâl ile kaleme alınmış. Bir kadının uzun zamandır fotoğraflardan tanıdığı bir erkekle yüz yüze geldiği o tarihi buluşmayı anlatıyor. Heyecan, çekingenlik, manevi yakınlık ve tam olarak adlandırılamayan bir mutluluk hali çok incelikli işleniyor. “İkisinin de o an kalp ve zihinleri arasındaki çatışmadan doğan halleri; kuşkulu biçimde mutluydu.” (s. 28)
Ezgi Elçin Oynak’ın dili sade, akıcı ve samimi. Cümleleri sade, duyguları yoğun. Yer yer günlük konuşma diline yaklaşsa da ifadeleri oldukça özgün.
Kuşkulu Biçimde Mutlu, yazma heyecanı taşıyan, yer yer naif, yer yer derin, bütünüyle içten bir deneme derlemesi. Yazarın kalemini tanımak, İstanbul’a ve hayata dair kendi duygularını yeniden yoklamak isteyenler için sıcak bir kucaklaşma gibi. Okuduktan sonra insanın içi hafifçe kuşkulu, ama bir o kadar da güzel bir huzurla doluyor.
Ezgi Elçin Oynak, Kuşkulu Biçimde Mutlu, Birinci Kitap Yayınları, 2025