Mustafa UÇURUM
Muhsin Macit’in Muhit Kitap’tan çıkan Yankısı İçinde isimli şiir kitabı okuru şiirin coğrafyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Çoruh’un çocuklarından Erzurum’un dağlarına, Van Gölü’nün sularından Sivas ellerindeki öksüz türbelere uzanıyor. Her durakta hatıralar tazeleniyor, her karşılaşmada yüzleşmeler derinleşiyor.
Kitap, ağıtla gazel arasında salınan bir sese sahip. Kimi zaman bir uzun yol şoförünün kederinde buluyor kendini, kimi zaman Şehzade Bayezid’in acılı tarihinde. Babaların yol gözlediği, anaların emanet edildiği bir dünyada, ölümle hayatın kesiştiği anlara odaklanıyor.
“Konan göçer, doğan ölürmüş… Kader / Dünyanın döngüsü bu denli sade.” (s. 25) diyen şair, bu sadeliğin içindeki karmaşayı da görüyor. “Bir ömür yolunu gözledim baba; / Şimdi sen yolumu gözlemektesin.” (s. 38) mısralarında kuşaklar arasındaki bağın dokunaklı bir resmini çiziyor.
Şiirlerde dolaşan bazı imgeler var: zeytin ağacı, güvercin, nar, karanfil, Çoruh. Her biri bir duygunun taşıyıcısı oluyor. Göçün hüznünü zeytin ağacının tutunma çabasıyla anlatırken, zamanın geçişini güvercinlerin kanadında izliyoruz. Nar, kırılmış aile bağlarının sembolüne dönüşüyor.
“Muhacir” şiirinde, şöyle sesleniyor şair: “Yerinden edilmiş zeytin ağacı / Nasıl tutunabilir ki başka toprağa? / Göçebe yaşamak ne acı.” (s.7) Temalar arasında ölümün gölgesi ağır basıyor; bazen bir gazel formunda, bazen masalsı bir anlatımla yaklaşıyor ölüme. Aşk ise ateş gibi yanıyor, toprak gibi çekiyor, su gibi akıyor; “Su ve Hava ve Ateş ve Toprak” şiirinde: “Aşk / Yârin dudağından getirilmiş alev değil / Karanfil yaprağına işlenmiştir örneği.” Macit’in dili ritmik, imgeleri çağrışımlı; kelimeler bir nakkaşın fırçası gibi kalbi süslüyor, pervazlara kuş resimleri çiziyor.
“Nakkaş” şiirinde kalbin pervazına bir kuş resmi çizilmesi isteniyor: “İmrensinler tavuslar endamına nazına. / Kanadı kırık olsun gözleriyse pür-telaş.” (s. 27) Bu kanadı kırık kuş, bütün kitabın ruhunu ele veriyor aslında. Mükemmel olmayanın, eksik olanın, yarım kalmışın güzelliği var bu şiirlerde.
Çocukluğunun peşine düşen bir şairin serencâmı bu. Irmaklar boyunca arıyor çocukluğunu. Döndüğünde elinde ağaçtan bir at buluyor. Kaybettiğini bir muhacirin merhamet dolu bakışlarında buluyor. Muhacir, her insanın kendine uzak düşen yanıdır belki de.
Kitabın sonunda şair kendine şöyle sesleniyor: “Muhsin ölürse ne gam şiiri kalır müdam.” Geride kalan şiirler, Yankısı İçinde’de bir araya geliyor. Her şiir, yitip giden bir zamanın, kaybolan bir coğrafyanın, özlenen bir sevginin yankısını taşıyor. Bu yankılar arasında dolaşırken okur, kendi iç sesiyle karşılaşıyor.
Muhsin Macit, Yankısı İçinde, Muhit Kitap, 2025